BİR İFTAR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Akşam ezanına 1 saat kala derneğimizin aracı ile yola çıktık. Hedefimiz sıcak bir çorba bulamayan muhtaç ailelerle sıcak bir yemekle iftar yaptırmak, mutfaklarını bir müddet rahatlatacak 1 paket iaşe verebilmek.
Şehrin kenar mahallelerine doğru ilerledikçe yüksek binaların yerini gecekondular almaya başladı. Ahmet Yesevi mahallesine vardığımızda yoksulluğun atmosferini solumaya başladık

Kapısını ilk çaldığımız Nejla hanım idi . Sağ ve soldaki odaların tavanı çökmüş yıkılmak üzere olan bir evde oturuyorlar. Nejla hanımın 5 çocuğu var bunlardan 4 tanesi işitme engelli .
Nejla hanım kalp kapakçıkları çürümüş ev işlerini yapmaktan bile aciz beyide hasta ancak etrafındaki insanların yardımları ile ayakta duruyorlar. İkramlarımızı sunduktan sonra oradan ayrılırken Nejla hanım gözyaşlarıyla bizi uğurladı bizde sevinç ve hüzünle karışık duygularla oradan ayrıldık.

İkinci ailemizin yanına vardığımızda hakikaten şaşırmış vaziyette idik çünkü ev diye bir mağaranın kovuğuna yerleşmişler iğreti bir kapı ve camsız bir pencereden bakıyorlar hayata Evin beyi böyle bir ortamda yaşamanın bedelini kronik astım bronşit olarak ödemiş. Eşi ile tek başına yaşayan Halil beyin beden dili hayata zorla tutunduğunu anlatıyordu yemek ve gıda paketini verdik ve o yerden de ayrıldık.
Diğer bir evin önündeyiz annesi ve babası olmayan iki gencin yaşadığı bir ev anne kanser tedavisi görüyor Ankara hastanede yatıyor baba sizlere ömür vardığımızda kardeşlerden birisi çamaşır yıkıyor diğeri ise iftar için bir şeyler hazırlıyorla . İkramlarımızı sunduktan sonra oradan da ayrılıyoruz.

Vardığımız sonuncu yerde ise bir binanı bodrumu (kömürlükten eve dönüştürülmüş) bir ev. Bu evin özelliği sadece bir küçük penceresinin olması bir odaya ışık düşüyor. Diğerleri tümden karanlık bu karanlık yerde bir anne ile onun kızı ve torunu yaşıyorlar. Herhangi bir gelirleri olmayan bu ailede etrafındaki komşularının yardımları ile ayakta duruyorlar. Onlar için getirdiğimiz ikramları takdim ettikten sonra oradan da ayrılıyoruz.
Her insanın insanca yaşama hakkı vardır. Şayet bu hakları kullanmada bir katkımız varsa kendimizi çok mutlu hissediyoruz mutluluğu sahiplerine taşıyanlara sonsuz teşekkür ediyoruz.